Savaşın Görünmeyen Yüzü ve Hedefteki Halk

Balkanlar’ın tarihi, haritaların kanla çizildiği, sınırların acıyla belirlendiği devasa bir trajediler bütünüdür. Çoğu zaman tarih kitapları cephelerdeki ilerlemeleri, paşaların stratejilerini ve orduların zaferlerini yazar. Ancak savaşın asıl ağır faturasını ödeyenler, dağ köylerinde sessizce hayat mücadelesi veren sivil halklar olmuştur. Bugün tarihin tozlu arşivlerinden çok önemli bir akademik çalışmayı gün yüzüne çıkarıyoruz: Plamena Stoyanova’nın kaleme aldığı „Bulgar Müslümanlarının Vaftiz Edilmesi“ (Покръстването на българите мюсюлмани) adlı makale.

1912 yılının o sert kışında, Birinci Balkan Savaşı patlak verdiğinde, dünya gözlerini Osmanlı İmparatorluğu ile Balkan müttefikleri arasındaki askeri çatışmalara çevirmişti. Ancak cephenin hemen gerisinde, Rodopların derin vadilerinde, Pomak halkına yönelik çok daha sinsi ve yıkıcı bir kampanya başlatılıyordu: Zorla din değiştirme ve asimilasyon. Gelin, Stoyanova’nın akademik verilerle desteklediği bu döneme, devlet arşivlerinin ve tarihi gerçeklerin ışığında yakından bakalım.

Ekim 1912: Bir Asimilasyon Planının Devreye Sokulması 5 Ekim 1912’de Birinci Balkan Savaşı’nın ilan edilmesiyle birlikte Bulgaristan’da büyük bir milliyetçi coşku dalgası yaşandı. Basın, bu savaşı “Hristiyan Balkan devletlerinin Asyalı işgalcilere karşı birleşmesi” olarak alkışlıyordu. Ancak, ordular güneye doğru ilerlerken, devletin iç mekanizmaları kendi sınırları içinde yaşayan ve “Bulgar kökenli” olduklarını iddia ettikleri Müslüman Pomakları asimile etmek için harekete geçti.

Plamena Stoyanova, bu organize devlet operasyonunun nasıl başladığını makalesinde şu çarpıcı sözlerle aktarır:

“Savaşın daha ilk aylarında, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin girişimiyle, Çar Ferdinand’ın, Geşev hükümetinin ve İÇMO’nun (İç Makedon-Edirne Devrimci Örgütü – VMRO) yönetiminin desteğiyle, Bulgar Muhammedanların (Pomakların) vaftiz edilmesi (Hristiyanlaştırılması) süreci başladı.”

Bu satırlar, Pomaklara yönelik uygulanan zulmün yerel milislerin veya birkaç fanatiğin taşkınlığı olmadığını; en üst düzeyde Çar’ın, devletin, ordunun ve kilisenin ortaklaşa yürüttüğü, sistematik bir “devlet projesi” olduğunu kesin bir dille kanıtlamaktadır.

Tane Nikolov’un vaftiz alayı

Sistematik Baskı: Kilise ve Devletin El Ele Verişi Asimilasyonun temel felsefesi, Pomakların “Osmanlı baskısı altında dinlerini kaybetmiş saf Bulgarlar” olduğu şeklindeki yarı-resmi devlet tezine dayanıyordu. Makalenin İngilizce özetinde de açıkça belirtildiği üzere; devletin bu duruşu, asimilasyon ve vaftiz işlemlerini başlatmak için kullanılan ana bahaneydi.

Kiliseler seferber edilmiş, rahipler köylere gönderilmiş ve silahlı çetelerin (komitacıların) gölgesinde halk ölüm ile din değiştirme arasında bir seçime zorlanmıştı. Bu kısa ömürlü din değiştirme operasyonunda Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin oynadığı rol çok büyüktü; ancak Stoyanova’nın da vurguladığı gibi, kilisenin bu çabaları tamamen devletin rehberliği ve aktif desteği altında yürütülmüştür. Köyler kuşatılmış, imamlar sürülmüş veya öldürülmüş, Kuran okumak, geleneksel isimleri kullanmak ve İslami ritüelleri yerine getirmek şiddetle yasaklanmıştır.

1912 Banya (Ladzha) köyünde Bulgar Müslümanlarının vaftiz töreni. Solda rahip Il. Dzhodzhev, sağda ise rahip Khariton Nikolov bulunmaktadır.

Bir Halkın Reaksiyonu: Dağların Sessiz ama Boyun Eğmez Direnişi Devlet mekanizması, dağlarda izole bir hayat süren Pomakların bu organize baskı karşısında kolayca boyun eğeceğini düşünüyordu. Ancak hesap etmedikleri şey, bu halkın inancına ve kültürüne olan o sarsılmaz bağlılığıydı. Yazar, Pomakların bu şiddet dolu “Bulgarlaştırma ve Ortodoksluğu dayatma” politikasına karşı nasıl tepki verdiklerini makalesinde detaylandırır.

Pomakların direniş stratejileri tek tip değildi, aksine duruma ve bölgeye göre değişen bir hayatta kalma yelpazesine yayılmıştı. Yazar bu reaksiyonları üçe ayırır:

  1. Silahlı Direniş (Armed Resistance): Özellikle güneydeki daha kapalı ve organize köylerde, silahlı milislere karşı doğrudan güç kullanılarak köyler savunulmuş, canları pahasına inançlarından vazgeçmemişlerdir.
  2. Pasif Hoşnutsuzluk (Passive Discontent): Şiddetin çok yoğun olduğu bölgelerde halk, sivil bir itatsizlik göstererek kilisenin ritüellerini reddetmiş, yeni dayatılan Slav isimlerini kullanmamış ve sessiz kalarak tepkilerini göstermişlerdir.
  3. İki Yüzlü İtaat / İkili Yaşam (Double-Hearted Obedience): Hayatta kalabilmek için görünürde vaftiz olmayı kabul etmiş gibi davranan, ancak evlerinin kapılarını kapattıklarında eski isimlerini kullanan, ibadetlerini gizlice sürdüren ve “kalben” asla Hristiyanlığı kabul etmeyen geniş bir kitle oluşmuştur.

Bu son strateji, nesiller boyu devam edecek olan “ikili kimlik” travmasının da başlangıç noktasıdır. Resmi kayıtlarda başka, köy meydanında ve evde başka isimlerle yaşamak zorunda bırakılan bir halkın psikolojik direnişidir.

1912'de Devin'de Vaftiz (Peder Ivan Dzhadzhev)". Kaynak: Stoyanova, P. Bulgar Müslümanlarının Vaftizi. – ANAMNESIA, Cilt I, 2006, cilt. 3, 4
1912 Devin’de Bulgar Müslümanlarının rahip Il. Dzhodzhev tarafından vaftiz edilmesi

İkinci Balkan Savaşı ve Özgürlüğe Dönüş Pomaklara yönelik bu asimilasyon kabusu, uluslararası siyasi dengelerin değişmesiyle son buldu. 1913 yılında müttefiklerin birbirine düşmesiyle patlak veren İkinci Balkan Savaşı’nda Bulgaristan, hem Sırbistan ve Yunanistan’a hem de Edirne’yi geri almak için harekete geçen Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ağır bir yenilgi aldı.

Stoyanova’nın makalesinde belirttiği gibi; İkinci Balkan Savaşı’ndaki bu yenilgi, Bulgaristan’da büyük siyasi değişimlere yol açtı. Devletin azınlıklar üzerindeki baskı gücü kırıldı ve değişen bu politik atmosfer, Bulgar Müslümanlarının (Pomakların) kendi asıl inançlarına (İslam’a) geri dönmelerini mümkün kıldı.

Hatta bu dönemde yaşananlar, Bulgaristan siyasetinde ilginç bir paradoks yarattı. Vaftiz etme ve asimile etme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanması, aksine Müslümanların (Pomaklar ve Türklerin) Bulgaristan siyasetindeki konumlarını güçlendirdi ve yeni hükümetle işbirliği yaparak Bulgaristan Parlamentosu’ndaki temsilci sayılarını artırdılar. Devlet, zorbalıkla başaramadığı entegrasyonu, siyasi tavizlerle dengelemeye çalışmak zorunda kalmıştı. Kilisenin büyük umutlarla başlattığı asimilasyon girişiminden geriye, devlet desteğini çektiğinde neredeyse hiçbir şey kalmamıştı.

1912 Vaftiz edilmiş Bulgar Müslümanlarının Kestencik köyünde düğün töreni. Kumuva Karamandzhukov, sağ üstte Vasil Deçev

Son Söz: Geçmişin Acılarından Bugüne Plamena Stoyanova’nın 1912 zorunlu vaftiz olaylarını incelediği bu akademik metin, Pomak tarihinin en acı dolu bölümlerinden birini aydınlatmaktadır. Bugün Breze’den yola çıkıp Türkiye’ye göç eden büyüklerimizin veya hala Rodop eteklerinde yaşayan akrabalarımızın anılarında, o “komitacıların” köylere girdiği karanlık günlerin travmaları hala gizlidir.

Tarihsel belgeler bize gösteriyor ki; isimleri silinmeye, dinleri değiştirilmeye çalışılan bu halk, dağların sarp kayalıkları kadar dirençli çıkmıştır. Boyun eğmiş gibi göründüklerinde bile kalplerindeki inancı ve kültürü bir kor gibi saklamayı bilmişlerdir.

Bugün bize düşen, o neslin çektiği acıları unutmamak, bilimsel gerçekler ışığında geçmişimizle yüzleşmek ve kültürümüze her zamankinden daha sıkı sarılmaktır. Sizin ailenizde 1912 Balkan Savaşı yıllarına, o zorunlu göç ve asimilasyon günlerine dair anlatılan hangi hikayeler var?


Eserin Künyesi ve Özeti

  • Makalenin Adı: ПОКРЪСТВАНЕТО НА БЪЛГАРИТЕ МЮСЮЛМАНИ (Bulgar Müslümanlarının [Pomakların] Vaftiz Edilmesi / Hristiyanlaştırılması).
  • Yazar: Plamena Stoyanova (Пламена Стоянова).
  • Yayın Bilgisi: Anamneza (АНАМНЕЗА) dergisi, Yıl 1, 2006, Sayı 3.
  • Ne Anlatıyor: Bu akademik makale, Birinci Balkan Savaşı’nın (1912) patlak vermesiyle birlikte, cephe gerisinde Bulgaristan Ortodoks Kilisesi, devlet yönetimi ve silahlı örgütlerin işbirliğiyle Pomaklara (Bulgar Müslümanlarına) yönelik başlatılan zorla din değiştirme (vaftiz) ve asimilasyon kampanyasını incelemektedir. Yazar, bu kısa ömürlü asimilasyon girişiminde kilisenin ve devletin rolünü, Pomakların bu politikalara karşı geliştirdikleri direniş stratejilerini ve nihayetinde İkinci Balkan Savaşı’ndaki yenilginin ardından Pomakların eski inançlarına nasıl geri döndüklerini İngilizce bir özetle birlikte sunmaktadır.

http://www.anamnesis.info/broi3/Plamena_Stoqnova.pdf

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir