Kimlik dediğimiz şey doğuştan gelen, değişmez ve sabit bir öz müdür? Yoksa zamana, mekana, siyasi baskılara ve hayatta kalma güdüsüne göre sürekli yeniden inşa edilen akışkan bir yapı mı?

Balkan coğrafyası, etnik ve dini kimliklerin en keskin şekilde sınandığı bölgelerin başında gelir. Antropolog Ali Eminov’un yirminci yüzyıl Bulgaristan’ını ele alan araştırması, kimliğin aslında siyasi mücadeleler, tavizler ve performanslar yoluyla sosyal olarak inşa edildiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu inşanın en dramatik örneklerinden birini ise Bulgaristan’daki Pomak topluluğu oluşturuyor.

Eğer siz de “Pomak kimdir?” sorusuna tek bir kesin yanıt arıyorsanız, tarihin sayfalarında biraz kaybolmaya hazır olun.

Pomak Kimdir? Üç Ülkenin Paylaşılamayan Topluluğu

En genel tanımıyla Pomaklar; anadili olarak Bulgarca konuşan, ancak dini inançları ve gelenekleri İslami olan Slav Bulgarlarıdır. Ancak bu tanım, siyasi arenada hiçbir zaman bu kadar basit kabul edilmemiştir. Tarih boyunca Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye Pomak kimliği üzerinde hak iddia etmiş ve bu topluluğu kendi ulusal anlatılarına entegre etmeye çalışmıştır.

  • Yunanistan’ın İddiası: Yunan tarihçiler, Pomakların aslında antik Trak kabilelerinin torunları olduğunu ve yüzyıllar içinde sırasıyla Helenleşip, Romalılaşıp, Slavlaşıp en sonunda İslam’ı seçtiklerini öne sürer.
  • Bulgaristan’ın İddiası: Bulgar akademisyenler, Pomakların anadilinin Bulgarca olmasına ve kültürlerindeki Hristiyanlık öncesi/Hristiyan motiflere dayanarak onların aslen Bulgar olduklarını savunur. Onlara göre Pomaklar, 17. yüzyılda zorla İslamlaştırılmış Bulgarlardır.
  • Türkiye’nin İddiası: Türk araştırmacılar ise dil faktörünü bir kenara bırakarak dini aidiyeti merkeze alır ve Pomakların, Osmanlı fetihlerinden çok önce Balkanlar’a yerleşen ve İslam’ı seçen Türk boylarının torunları olduğunu iddia eder.

Bu üç farklı anlatı arasında sıkışan Pomaklar için kimlik, adeta bir kalkan veya duruma göre değiştirilen bir strateji haline gelmiştir. Bireyler veya gruplar, daha iyi sosyal statü, güvenlik veya ekonomik fırsatlar bulduklarında kimliklerini bu yeni koşullara uyarlayabilmektedir.

Pomakların Coğrafyası: Sürgünler ve Sınır Boyları

Pomakların günümüzdeki kimlik krizini anlamak için yaşadıkları coğrafyaya ve maruz kaldıkları iskan politikalarına bakmak şarttır. Pomaklar geleneksel olarak Bulgaristan’ın güneyindeki orta ve batı Rodop Dağları’nda, batıda Mesta Nehri vadisinden doğuda Hasköy-Kırcaali (Xaskovo-Kürdžali) hattına kadar uzanan bölgede toplu halde yaşarlar. Sadece Bulgaristan’da değil; kuzey Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde, Makedonya’nın genelinde, doğu Arnavutluk’ta ve Türkiye’de de Pomak nüfusu bulunmaktadır.

Bulgaristan içindeki dağılımlarına bakıldığında, en yoğun nüfusun Rodoplar’da (özellikle Smolyan ve Kırcaali illerinde), Blagoevgrad ilinin Mesta Nehri vadisinde ve Pazarcık ilinin güney dağlık bölgelerinde olduğu görülür. Hatta Smolyan (Paşmaklı) bölgesi ve onun kalbindeki Devin gibi yerleşimler, 1989 istatistiklerine göre %70’i aşan oranla Pomakların çoğunlukta olduğu yegane il olarak öne çıkmıştır.

Ancak Pomakların yerleşim tarihi aynı zamanda bir sürgün tarihidir:

  • Balkan Dağları’nın kuzeyindeki Loveç-Teteven bölgesi (Galata, Glogovo, Gradeşnitsa, Babintsi köyleri) ile Elena, Zlataritsa ve Veliko Tırnovo yakınlarındaki bazı köylerde küçük Pomak grupları yaşar.
  • Bu gruplar aslında, İkinci Dünya Savaşı sonrasında (1948-1951 yılları arasında) komünist rejim tarafından “güvenilmez” bulunarak Yunanistan sınırındaki köylerinden zorla koparılıp kuzey Bulgaristan’ın iç kesimlerine sürgün edilen Pomakların ve onların soyundan gelenlerin oluşturduğu topluluklardır.
  • Ayrıca Burgaz, Şumnu, Razgrad, Tırgovişte ve Eski Zağra’da (Stara Zagora) dağınık halde bulunan Pomak yerleşimleri de mevcuttur.

20. Yüzyılın Acı Reçetesi: Asimilasyon ve İsim Değiştirme Kampanyaları

Bulgaristan’ın 1878’de bağımsızlığını kazanmasının ardından kurulan ulus-devlet, homojen bir toplum yaratma hayali kurdu. Ancak ülkede kalan Müslümanlar ve azınlıklar, bu vizyon için bir engel olarak görüldü.

Pomaklar, yüzyıl boyunca devletin asimilasyon politikalarının en büyük hedeflerinden biri oldu:

  • 20. yüzyıl boyunca tam dört kez (1912, 1942, 1962 ve 1971-1974 yıllarında) Pomakların isimleri devlet zoruyla değiştirildi.
  • Komünist rejimin 1971-1973 yılları arasındaki kampanyasında tüm Pomaklar Bulgar isimleri almaya zorlandı; direnenler öldürüldü, yüzlercesi tutuklandı veya ağır çalışma kamplarına gönderildi.
  • Sadece isimler değil, geleneksel kıyafetler ve dini ibadetler de hedef alındı.

“Sen Kimsin?” Sorusuna Verilen Zor Yanıt

Tüm bu baskıların en trajik sonucu, Pomakların kendi kimliklerine dair yaşadıkları derin kafa karışıklığıdır. Bugün bir Bulgar’a kim olduğunu sorduğunuzda net bir yanıt alırsınız. Ancak bir Pomak’a “Sen kimsin?” diye sorulduğunda, neredeyse her zaman bir tereddüt yaşanır.

Pomakların kimlik algısı, içinde bulundukları ortama ve karşılarındaki kişiye göre iki farklı seviyede çalışır:

  1. Dini Seviye: Resmi ortamlarda veya Bulgarlarla konuşurken genellikle “Müslüman” kimliği öne çıkar. Çünkü tarihsel algıya göre “Bulgar” olmak demek, Hristiyan olmak anlamına gelmektedir.
  2. Etnik Seviye: Kendi içlerindeki sohbetlerde ise etnik tanımlamalar devreye girer.

Hristiyan komşuları onlar için “Evet, onlar Bulgar ama tam olarak değil” derken, Türk komşuları “Pomaklar Müslüman ama bizim kadar hakiki değil” demektedir. Bu dışlayıcı tutumlar, Pomakları şu varoluşsal soruyla baş başa bırakır: “O halde biz kimiz ve neyiz?”.

Hayatta Kalma Stratejisi Olarak Kimlik

Artan asimilasyon baskıları karşısında Pomaklar, ayakta kalabilmek için farklı stratejiler geliştirmiştir.

Özellikle komünist dönemde asimilasyon şiddetlendiğinde, birçok Pomak İslami kimliğini koruyabilmek amacıyla kendini “Türk” olarak tanımlamaya başlamıştır. Kendilerini Türk olarak tanımlayan Pomaklar, hem Bulgar olmadıklarını kesin bir dille vurgulamış hem de mecliste temsil edilen güçlü bir siyasi partinin (Hak ve Özgürlükler Hareketi – HÖH) koruma şemsiyesi altına girmeyi hedeflemişlerdir. Ayrıca bu durum, Türkiye’ye göç edebilmek için bir “güvenlik sübabı” işlevi de görmüştür.

Bazı Pomaklar ise hem Türklerden hem de Bulgarlardan bağımsız bir kimlik inşa etmek için yeni köken mitleri yaratmışlardır (örneğin Arap kökenli olduklarına veya 7. yüzyılda İslam’ı seçen antik Traklar olduklarına dair anlatılar). 1989’da isimlerini geri alma hakkı tanınsa da, geçmişin travmaları silinmemiştir. Kimi Pomak kadınları ayrımcılığa uğramamak için Bulgar isimlerini kullanmaya devam etmiş, kimileri ise Ortodoks ve diğer Hristiyan mezheplerine geçerek bu baskı döngüsünden çıkmaya çalışmıştır.

Sonuç: Yaraları Sarmak Zaman Alacak

Ali Eminov’un analizinden çıkan sonuç çok net: Pomak kimliği, sadece bir dil veya din meselesi değil; hayatta kalma, devlet politikalarına direnme ve aidiyet arayışının bir özetidir. Başkalarının onların kimliğine dair dayattığı tanımlar, Pomaklar arasında kafa karışıklığı ve yabancılaşma yaratmaya devam etmektedir.

Bulgaristan Pomaklarının hikayesi bize kimliğin boynumuzda taşıdığımız sabit bir nesne olmadığını; toplumun, coğrafyanın ve tarihin örsünde sürekli yeniden dövülen sıcak bir demir olduğunu kanıtlıyor.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir