Giriş: Arşivlerin Tozlu Raflarından Çıkan Bir İtirafname
Tarih, genellikle kazananların veya gücü elinde bulunduranların kaleminden yazılır. Ancak bazen, devletin en gizli arşivlerinden öyle belgeler sızar ki, bir halkın yaşadığı acıları, dışlanmışlığı ve üzerine kurulan planları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer.
Bugün, 20 Ocak 1934 tarihinde Sofya’da İçişleri ve Halk Sağlığı Bakanı’na “Kişiye Özel ve Gizli” ibaresiyle sunulmuş, Polis Müfettişi P. Genov imzalı sarsıcı bir belgeyi inceliyoruz. Smolyan (Paşmaklı) bölgesindeki Pomakların durumunu inceleyen bu rapor; sadece bir istihbarat belgesi değil, yozlaşmış bürokrasinin, şiddetin ve masada çizilen asimilasyon projelerinin itirafıdır.
“İtaatkar Köleler”: Devletin Gözünde Pomak Kimliği
Raporun giriş kısmı, devletin Pomaklara bakış açısındaki çelişkiyi net bir şekilde ortaya koyar. Müfettiş Genov, bölgede 45.000 Pomak (kendi tabiriyle Bulgar-Muhammedan) bulunduğunu belirttikten sonra şu çarpıcı tespiti yapar:
“Onların İslam’ı kabul etmiş Bulgarlar olduğu tartışılmazdır… Ancak onlarda Bulgar ulusal bilincinin en ufak bir izi bile yoktur, kendilerini Türk olarak kabul ederler ve hatta belirli bir Bulgarofobi (Bulgar karşıtlığı) beslerler.”
Müfettiş, Pomakların devlete karşı tutumunu ise şu sözlerle özetler:
“Pomaklar en iyi tebaadır; iyi vergi mükellefleri, iyi askerler, dürüst devlet çalışanlarıdır. İtaatkar ve uysaldırlar; otoritenin her talebini itirazsız yerine getirirler. Mütevazıdırlar, en ucuz işgücüdürler… Geri kalan şeyler, yani sömürülmeleri, onları ilgilendirmez.” Yazar, onların Osmanlı dönemindeki “köle psikolojisini” sürdürdüklerini, korkak ve devlettin kendilerine bir şey vermesinden bile çekinen insanlar olduklarını belirtir. Hatta hırsızlık ve suç oranının bu bölgede neredeyse hiç bilinmediğini itiraf eder.
“Korkunç Bir Sefalet” ve Kurumsal Yolsuzluk
Peki, bu kadar itaatkar ve suçsuz bir halk neden mutsuzdur? Müfettiş Genov, sorunun kaynağını halkta değil, doğrudan devletin kendi memurlarında ve yarattığı ekonomik yıkımda bulur. Yeni çizilen sınırların Pomakları geleneksel kışlakları olan Ege kıyılarından kopardığını, devasa hayvan sürülerinin yok olduğunu ve hayvancılığın çöktüğünü yazar. Geçmişteki raporlardan alıntı yaparak durumu şöyle özetler:
“Pomaklar korkunç bir sefalet ve yoksulluk içindedir… Nüfus son derece yoksullaşmıştır, açlığın günlük baskısı altında korkunç bir sefalet yaşamaktadır.”
Bu sefaletin üzerine bir de devlet memurlarının yolsuzlukları eklenmiştir. “Sekreter-tahsildarlar” (vergi memurları) köylerde adeta birer derebeyi gibi davranmakta, orman muhafızları ve şefleri halkı haraca bağlamaktadır. Raporda, bir orman muhafızının bölgede 6 ayda servet yaptığı, karşı çıkanların ise “cinayete” kurban gittiği açıkça belirtilir. Pomakların cehaleti ve sahipsizliği, onları bu yolsuzluk çarkının en kolay avı haline getirmiştir. Mülkiyet hakları bir kaosa dönüşmüş, toprağı elinden alınan halk adeta kendi yurdunda kiracı yapılmıştır.
Şiddet, “Trakya Örgütleri” ve Hakaretler
Sadece bürokratik soygun değil, fiziksel ve psikolojik şiddet de Pomakların günlük hayatının bir parçasıdır. Raporda, “Trakyalılar” (Trakitsi) adı verilen ve devletin göz yumduğu milliyetçi örgütlerin Pomaklara yönelik şantaj ve dayak olayları detaylandırılır. Müfettiş, milliyetçi bahanelerle (“vatanseverlik kabadayılığıyla”) sokaklarda Pomakların dövüldüğünü, sırtlarından bıçaklandıklarını ama korkudan hiç kimsenin şikayetçi olamadığını yazar.
Psikolojik şiddet ise belki de en ağırıdır. Pomaklar “aşağılık bir sürü” (raya) olarak görülmektedir. Müfettişin şu cümlesi, ayrımcılığın boyutunu gösterir:
“Mayka Pomaşka (Pomak anasını…) küfrü en yaygın kullanımdadır.”
Kaçış: “Hastalık Derecesinde Bir Göç Arzusu”
Tüm bu zulmün, sefaletin ve onur kırıcı muamelenin sonucunda Pomaklarda tek bir umut yeşermiştir: Türkiye’ye kaçmak. Raporda bu durum şöyle ifade edilir:
“Pomaklar arasındaki göç arzusu hastalık derecesinde güçlüdür; eğer izin verilirse neredeyse hepsi mallarını yok pahasına satarak göç edecektir. Hatta kaçabilmek için her şeyini geride bırakmaya hazır olanlar bile vardır.” Halk, kendi evinde bir “misafir” gibi hissetmekte, evlerini tamir etmemekte ve bir gün bu topraklardan gidecekleri günü beklemektedir. Göç edenlerin Türkiye’den yazdıkları, “Burada kriz yok, toprak veriyorlar, artık o küfürleri duymayacağız” şeklindeki mektuplar, geride kalanların kaçış arzusunu daha da körüklemektedir.
“Pobılgaryavane” (Bulgarlaştırma) Projesi
Müfettiş Genov, raporunun “Önlemler” kısmında bu göç dalgasının kesinlikle durdurulması gerektiğini savunur. Olası bir savaşta bu nüfusa asker olarak ihtiyaç duyulacağı gibi, göç ettikleri takdirde bu dağlık bölgelere yerleşecek hiçbir Bulgar bulunamayacağını itiraf eder.
Peki, Pomaklar nasıl sistemin bir parçası yapılacaktır? İşte burada “Pobılgaryavane” (Bulgarlaştırma/Asimilasyon) planı devreye girer. Genov, 1912-1913 yıllarındaki zorla Hristiyanlaştırma (vaftiz) olaylarının halkta yarattığı travmayı ve kini hatırlatarak, daha sinsi bir yöntem önerir. Plan şudur:
“Bulgarlaştırma, yani Pomaklarda Bulgar ulusal bilincinin uyandırılması akılda tutulmalıdır; ancak bu şu anda kitlesel olarak değil, bireysel olarak hedeflenmelidir… Bulgarlaştırma, din duygularına (Pomakların en hassas noktasına) dokunulmadan gerçekleşebilir: Bulgarlaştırma dış görünüşte; isimlerin değiştirilmesi ve belediyeye Bulgar olarak kaydedilmeleriyle sınırlandırılmalıdır.”
Din değiştirmeye zorlamadan, önce isimleri ve resmi kayıtları Bulgarlaştırarak, devlet kademelerinde iş ve eğitim bursları vererek bu halkın adım adım asimile edilmesi hedeflenmiştir.
Son Söz: Geçmişin Soğuk İtirafları
1934 yılına ait bu gizli polis raporu, aslında koca bir halkın neden yollara düşüp Türkiye’nin, Avrupa’nın ve dünyanın dört bir yanına savrulduğunun resmi bir özetidir. Pomaklar; sadece ekonomik zorluklardan değil; dillerine, dinlerine, onurlarına ve varoluşlarına yönelen sistematik bir devlet baskısından kaçmışlardır.
Bizi biz yapan, sadece bugün söylediğimiz türküler değil, dünkü o çetin yollarda atalarımızın ödediği bedellerdir. O yoksulluğun, o baskının ve “Mayka Pomaşka” diyerek hor görülen o insanların içinden, bugün kültürüyle gurur duyan, çalışkan ve onurlu bir nesil doğmuştur.
Siz bu tarihi vesika hakkında ne düşünüyorsunuz? Atalarımızın o dönem yaşadıkları zorluklar hakkında ailenizde anlatılan benzer hikayeler var mı? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Belgenin Künyesi ve Özeti
- Belgenin/Kitabın Adı: Донесение на полицейския инспектор П. Генов до министъра на вътрешните работи и народното здраве по въпроса за българите мохамедани в Смолянски окръг (Smolyan [Paşmaklı] Bölgesindeki Bulgar-Muhammedanlar [Pomaklar] Sorunu Üzerine Polis Müfettişi P. Genov’un İçişleri ve Halk Sağlığı Bakanı’na Raporu).
- Yazar: Raporu kaleme alan kişi dönemin Polis Müfettişi P. Genov’dur (П. Генов). Belgenin başında yer alan Vladimir Ardenski (Владимир Арденски) ismi, muhtemelen bu gizli arşivi derleyen veya yayımlayan modern araştırmacı/tarihçidir.
- Tarih: 20 Ocak 1934, Sofya (Kişiye Özel / Gizli ibaresiyle).
- Ne Anlatıyor: Bu belge, 1934 yılında Bulgaristan devletinin en üst kademelerine sunulmuş son derece gizli bir istihbarat raporudur. Rapor; Smolyan (Paşmaklı) ve çevresinde yaşayan Pomakların maruz kaldığı korkunç sefaleti, yozlaşmış devlet memurlarının (vergi tahsildarları, ormancılar) halkı nasıl sömürdüğünü, milliyetçi Trakya örgütlerinin şiddet eylemlerini ve tüm bunların sonucunda Pomakların Türkiye’ye göç etme arzularını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Raporun son kısmında ise, göçlerin durdurulması ve Pomakların kademeli olarak nasıl “Bulgarlaştırılacağı” (asimile edileceği) üzerine stratejik tavsiyeler yer almaktadır.

Bir yanıt yazın